Mutlukal.com Forum

Mutlukal

Moda, Bakım, Sağlık

Müzelerin En Değerli Parçaları

 Antikacılık kategorisinde   Müzelerin En Değerli Parçaları konusu , Müzelerin en değerli parçaları Tuğralı gümüşler Tuğralı gümüşler günümüzün en nadir bulunan parçalarından. Osmanlılar'da gümüşten imal edilmiş her türlü eşyanın üzerine devrin ...

Geri Git   Mutlukal.com Forum > Hayatın İçinden > Hobilerimiz > Antikacılık
  #1 (permalink)  
Eski 03-08-2010, 22:54
KüL_KeDiSi's Avatar
Moderator
 
Kayıt Tarihi: 16-04-10
Yer: İstanBuL
Mesajlar: 1,372
Standart Müzelerin En Değerli Parçaları

Müzelerin en değerli parçaları
Tuğralı gümüşler
Tuğralı gümüşler günümüzün en nadir bulunan parçalarından. Osmanlılar'da gümüşten imal edilmiş her türlü eşyanın üzerine devrin sultanının, ünlü kişilerinin ya da önemli devlet adamlarının tuğraları vurulurmuş. Şu anda bulunabilmiş en eski tuğra örneği II. Bayezid'e ait.

Ancak her sultana ait en az bir gümüş eşya bulmak imkansız. Bunun nedeni ise Osmanlı ekonomisinde ortaya çıkan bunalımlara karşı alınan önlemler. Bu tuğralı gümüş eşyaların hemen hemen hepsi Yeniçeriler'e ödeme yapmak için eritilmiş ve eritildikten sonra akçe haline getirilmiş.

Hatta saraydaki eritilebilir eşyalar bitince, acilen bir fetva çıkarılarak halktan da eritilip akçeye dönüştürülebilecek eşyalar toplanmış. Eritilen eşyaların bazıları; fincan zarfları, şamdanlar, tepsiler, sahanlar, gülabdanlar, buhurdanlar, at koşumları, şamdanlar, hatta hamam taşları. Eritilmekten kurtulmuş, nadir parçalar ise bugün müzelerin en değerli parçaları olarak sergilenmeye devam ediliyorlar.

Özel koleksiyonların gözde parçaları
Bugünkü antikacılarda bile rastlayabilme şansınızın çok az olduğu bir parça da havan şamdanlar. Bu parçaya havan şamdan denmesinin nedeni havanın tokmağı olarak kullanılan parçanın üst kısmının, mum yerleştirilebilecek biçimde şekillendirilmiş olması.

Havan şamdanları çok eski devirlerden beri Çin'de, Memlukler'de ve Osmanlılar'da yapılıp kullanılmış. Osmanlı devri havan şamdanları genellikle bakır, pirinç, tombak ve tunçtan, çift ve değişik boylarda olmak üzere yapılmışlar. Kullanıldıkları zaman da yani bugünün antikaları olmadan önce de değerli olan havan şamdanları, daha çok konaklarda, saraylarda, camilerde, tekkelerde kullanılmışlar.

Çok sade bir forma sahip olan bu parçaların, üzerinde yazı ve tarih bulunanları ise bugün birer sanat eseri kabul ediliyor. Bu yüzden de bu parçalar ancak özel koleksiyonlarda bulunabiliyor.

Gelenekti, dekor malzemesi oldu
Annem anlatırdı; dedemin babası yani annemin dedesinin en büyük zevki nargile içmekmiş. Akşam yemeğinden sonra büyükdedenin gelini olan anneannem hemen onun nargilesini hazırlar, annemin de içlerinde olduğu evin küçük çocukları da film izler gibi, dedelerinin nargileyi nasıl fokurdattığını izlerlermiş. Dede, iki saniyeliğine oturduğu yerden kalkınca hepsi nargileyi bir kerecik içlerine çekmek için yarışırlarmış.

O zamanlar, sadece nargile içmek için gidilen özel yerler varmış. Şimdiyse yerlerini çoktan sigaralara ya da pipolara bırakmış durumdaki nargileler antikacılarda estetik birer obje, bir dekor malzemesi olarak karşımıza çıkıyorlar.

İlk defa Hindistan'da ortaya çıkan nargileler yaklaşık beş asırdır içenlere keyif veriyorlar. Nargileler; gövde, hortuma benzeyen marpuç, tütünün koyulduğu tabla olan ser, dumanı çekmeye yarayan imame ve bir cins tütün olan tömbekiden oluşuyor.

İlk örnekleri Hindistan'daki "narçil" isimli meyvenin içinin çıkarılıp kabuğuna bir kamış sokularak yapılan nargilenin gövdesi daha sonraları kabaktan yapılmaya başlanmıştır. Kullanımı yaygınlaştıkça porselen ve bronz gövdeli nargileler yapılmaya başlanmış, ardından cam, billur, çini, sırça, hatta gümüşten gövdeleri olan nargileler gelmiştir.

Estetik değerler
Günümüzde kullanılan nargilelerin adi camdan, düz ve işlemesiz gövdelere sahip olması antika nargileleri eskiliklerinin yanında estetik olarak da daha değerli kılar. Nargilenin gövdesinin içindeki su, tömbekinin nikotininin birazcık da olsa arındırılmasına yarar.

Nikotinden arınmış olan duman marpuç yoluyla ağza götürülür. Eski marpuçlar renkli meşinlerden yapılırmış ama meşinlerin dayanıklılık gücü fazla olmadığından günümüzde o tür marpuçlardan bulabilmek imkansızdır.

Bugün ise marpuçlar tamamen plastikten yapılmadır. İmame ise marpucun ucuna takılan ve ağza alınıp emilen kısımdır. Antika nargilelerin imameleri kehribardandır. Şimdiyse imameler de marpuçlar gibi plastikten yapılmaktadır.

Günümüzde nargileler, kullanılışı, hazırlanışı ve taşınması kolay olmadığı için çok az kişi tarafından yalnızca zevk için kullanılır. Yazı dizimizin başında antikaların değerlerinin, o parçayı yapan ustaların günümüzde bulunup bulunmadığına da bağlı olduğunu söylemiştik.

Galiba bu durum nargileler açısından yapımcıları kadar nargileyi içilmeye hazırlayan için de geçerli. Belki de onları bugünün antikası yapan etkenlerin başında artık onları hazırlamaya gelemeyenler var.

İlk kağıt paramız
Kurulduğu tarihlerde kendi parası olmayan Osmanlı Devleti, Selçuklu, İlhanlı, İran, Venedik paralarını kullanıyordu. Tarih kitapları ilk Osmanlı sikkesinin 1326 yılında, Sultan Orhan zamanında Bursa'da basıldığını yazar. Gümüş olduğu için "akçe" adı verilen bu para, o zamana kadar İslam aleminde olan dirhem ve dinar esasından farklı, üçü bir dirhem olan gümüş bir paraydı. Daha sonraları akçenin küsuratı olarak "pul", "mangır" ve "çırık" adı verilen bakır sikkeler de bastırıldı.

1840 yılında "Kavaim-i Nakdiyye-i Muteberriler" çıkarıldı. Dört bin keselik faizli, 32 bin keselik "muaccelelü" kaimeler tedavüle sürüldü. Kaime uzun kağıt üzerine yazılan buyruk anlamına geldiği gibi, bir şeyin yerini alan anlamına da geliyordu. Gerçekten de uzun bir akğıt üzerine uzunlamasına yazılan buyruklardı ve paranın yerine geçmesi bekleniyordu.

Karşılıksız çıkarılan bu kaimelerin para gibi kullanılması amaçlanıyordu. Ancak elle yazılır olmaları çok kolay taklit edilmelerini sağladı.

Kaime işi Abdülhamit döneminde de yürümedi. İki sene , yedi ay, yedi gün tedavülde kalmış Abdülhamit dönemi kaimeleri bir gün Beyazıt meydanında Padişak ve erkanı devletin huzurunda bir güzel yakıldı.

İttihatçılar da bilinen savaş masrafları gerekçesiyle bu yola başvurdular. Ancak onlar nizamname ile yetinmediler. Kanun-u Mukavvat çıkardılar. Savaş giderlerini karşılamak için 150 milyon Franklık altın karşılığı bulunan kaimeleri piyasaya sürdüler. Kanuna göre bunlar her yerde geçecekti. Buna uymayanlara para cezası uygulanacaktı.

Yeni kaimeler Avrupa'daki kağıt paralara benziyordu. Bir ve beş liralık olarak bastırılmıştı. Savaş boyunca çıkarılan kaimelerin tutarı 160 milyon lirayı aşınca bunların yalnızca iki milyonluk bölümünün karşılığı ödenerek piyasadan çekilmişti. Geriye kalan 158 milyonluk kaime Türkiye Cumhuriyeti'nin başına kalmıştı.

Dolmuşçuluk yaparken başladı
Gazetemizin arşivinde eski para resmi ararken fotoğrafına rastladığımız Demirali Örs de, koleksiyonculuk işine "para" ile başlayanlardan.

Para koleksiyoncusu Demirali Örs, elindeki antika İngliiz parasını Mehmetçik Vakfı'na bağışlamak isteyince, 15. 5. 1995 tarihli Yeni Asır Gazetesi'ne haber konusu olmuştu. O tarihlerde 3 bin 500 paradan oluşan zengin bir koleksiyona sahip Örs, geçimini taksicilik yaparak sağlıyordu.

Osmanlı Mecidiyesi, Eski Yunan Kralı Georgius'un 1868 yılında çıkardığı Yunan parası, 1885 yılına ait eski Hollanda ve 1870 yılına ait eski Kıbrıs paraları da bu koleksiyonun kıymetli parçaları arasında yer alıyordu.

Dolmuşçuluk yaptığı günlerde arabasında kalan eski paraları biriktirmek suretiyle para koleksiyonculuğuna adım atan Örs ailesi, o tarihlerde evlerinde paralarını koyacak yer bulamıyorlardı. Kendisine ulaşamadığımızdan halen devam ediyor mu, etmiyor mu bilemiyoruz. Ancak bu öyle büyük bir tutku ki, kolay kolay bitmez. Hele para koleksiyonu yapıyorsanız, dünyanın en zengin insanı sizsiniz demektir.
__________________
gözLeRimde yaş
gözyaşLaRımda sen waRsın
inkar etme gökyüzü bnm kdaR ağLayamazsın...



''...Sözler toz pembeydi
Susmalar uçuk mavi ..."
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Bu konuyu görüntüleyen: 1 (0 üye ve 1 ziyaretçi)

 
Konu araçları
Gösterim Modları

Gönderi Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smilies are Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular

Rüyada Değerli Olmak görmek tabiri tabirleri rüya tabir

Rüyada görülen degerlilik asagiliktir. bir kimse rüyada kendisinin degerli oldugunu görse hor görülür


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 07:30 .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)




Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
Copyright © 2008 Mutlukal.com, All Rights Reserved
moda
Page generated in 0.15674 seconds with 12 queries