
10-10-2009, 15:54
|
 | Super Moderator | | Kayıt Tarihi: 23-04-09 Yer: İstanbul
Mesajlar: 4,973
| |
Bana Sevgili Ayarlamayın! Sizi sürekli yalnız gören arkadaşlarınız, bir müddet sonra halinize acıyarak, birilerini ayarlama heyecanı içine girerler. Her iki tarafı da çok iyi tanımıyorlarsa, sonuç genelde başarısızlık olur. Bana Sevgili Ayarlamayın! 
Dün akşam, aynı şey benim de başıma geldi. Bu kadar yalnız kalmama kimsenin yüreği dayanmamış olmalı. İşin kötüsü, olaydan haberiniz yoksa, bir anda kendinizi kumpasın ortasında kalmış hissediyorsunuz.
İşi düzenleyen arkadaşlarım, daha önceden plan yapmışlar demek ki! Tuvalete kadar gidip döndüğümde, masa kalabalıklaşmıştı. Tanıştırıldık. Aklımda en ufak bir fesatlık yok elbette, o yüzden adama da o gözle bakmıyorum. Sohbet ilerledikçe fark ettim ki, masanın ortasında meze yerine servise çıkmak üzereyim. Biraz gerildim, sıkıldım, bulunduğum konumdan hoşlanmadım. Muhtemelen adamın olaydan haberi var, yani tek Fransız benim!
Hangisine kahretsem bilmiyorum ki? Demek ki, dışardan bakıldığında durumum vahim, oysa hiç dillendirmem de, ama yazarım! Bu kadar acınacak haldeyim ve dostların bana sevgili ayarlaması gerekliliği ayan beyan ortaya çıkmış olsa gerek. Yoksa koca koca insanlar kafaları birleştirip, bu kıza kimi ayarlasak diye düşünürler mi? Ben de sözüm ona zekiyim diye geçiniyorum, oysa tuvalet dönüşü, masadaki yabancının tepeden tırnağa beni süzmesinden durumu anlamam gerekirdi. Masaya neden yatırıldığımı anlamasam da, hakkımda söylenen güzel sözlerin direkt olarak, masadaki yabancı adama anlatılmasından dolayı şüphelenmeye başladım.
Arkadaşlarımdan biri, hangi şampuanı kullandığımı sordu. Söyledim markasını, dönüp adama sordular. O da aynı markayı söyleyince, oldu bu iş gibi bir cümle, zeytinyağlı tabağı ile şarap kadehi arasındaki boşluğa düşerek patladı. Veya beynimin içinde patladı, artık durumu algılamıştım.
Dilimin kemiği yok ya, şampuanlar ayrı olsaydı ne olacaktı diye merak ederek sordum elbette? Masada soğuk bir hava esti. Suratımda en sevdiğim, domuz ifadem var. Aldım sazı elime, artık top bendeydi nasıl olsa. Bunca zamandır aşk ve ilişkiler hakkında yazarım, şampuandan yola çıkarak, çift uydurmayı ilk defa sizde görüyorum diyivermişim. Ayrıca masaya geldiğim ve tanıştığım ilk an, adamın genel notunu da vermişim. Benim için bir insanın tokalaşma tekniği önemlidir. Yürekten el sıkmayı beceremeyen insanların samimiyetsiz, sahte ve mutsuz olduklarını düşünürüm. Özellikle, ilk defa karşılaştığınız birinin elini sıkarken mutlaka kavramalıdır kişi, sıcak ve candan bir tutuş olmalıdır. Öyle ya? Hakkında hiçbir fikriniz olmayan birine karşı, laf olsun diye tokalaşmak, sizde bütün dağları ben yarattım ya da güvenilmez biriyim intibası uyandırır. O yüzden adamla ilgili kanaatim, zayıf!
Velhasıl, bir geceyi daha yalnız ve sevgilisiz geçiriyorum. Gündüz gelen dedikodu telefonuna bakılırsa, adam benden çok hoşlanmış. Ancak benim ona karşı aynı duyguları beslediğim söylenemez. Hem daha arkamdan çevrilen dolabın cezasını vereceğim. Tek ayak üstü mü olur artık, başka bir şey mi bilemem? İyi niyet taşımadıklarını düşünsem, masayı kafalarına yemişlerdi ama dostlarını öyle kolay kıramıyor insan. Yine de biraz bağrınmış olabilirim telefonda. Sebebi çok basit! Daha kendime sevgili bulamayacak kadar yaşlanıp çirkinleşmedim, ayrıca o zaman geldiğinde de uygun biri bulunabilir. Kendi başımın çaresine bakarım, bu kadar acımayın. Ne demiş atalarımız? Her körün, bir topal alıcısı vardır. Benim işveye gönlüm yok! Kalbimi bir yerde bırakmıştım, dönüp almadım, ondandır… |